GERİ

          NURTEN ERCAN COUDRAINS 'İN ÖZGEÇMİŞİ

1950 yılında Bilecik'te doğdum. Eğitimimi teknik resim üzerine yaptım ama makina resmi çizmek yerine doğayı çizmeyi tercih ettim. Figüratif ve renkçi tarzda yaklaşık 10 yıldır çalışıyorum.

Je suis née en 1950 a Bilecik. J'ai suivi des études de dessin technique. Ensuite, je me suis orientée vers le dessin figuratif. Depuis 1989 j'ai fait plusieurs expositions (seule et en groupe) en France et dans mon pays natal.

-o-

İzdüşüm, bilindiği gibi fizikte bir ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran üzerinde görüntü oluşturma anlamı taşıyor. Benim ışık kaynağım, yaşama ait olan herşey, ekranım tuvaller, yaptığım ise yaşadığım, duyumsadığım, algıladığım ne varsa bunları tuvale yansıtmak. Rüzgarın alnıma değişi, eğilmiş bir baş, bir köpeğin mahzun bakışı, küçük bir simitçinin yorgun bedeni, bir martı çığlığı, yakın çevrem, gözlemlediğim yaşlılar, gelenek ve göreneklerin oluşturduğu davranış biçimleri, ot, börtü, böcek, çiçek... Hızla sanayileşen tecimsel dünyada, sanatın her dalı gibi resim de bir barınak. Hırçın, yok edici gel-gitlerden ve çözülmelerden insanı koruyan, sarıp sarmalayan... Renkleri çizgilerle harmanlayıp yeniden yaratmak hoş bir duygu. Bir tür büyü. insan doğa üzerinde büyü gücünü kullanmayı tasarlar hep, ona bir sihirli değnekle yeni biçimler vermeyi kurar. Resim bence budur işte.

Beslenme, korunma, üreme kadar temel bir gerçek olan resme yönelik dürtülerim benim için hayatın en doğal parçası olarak hep var oldu, ağırlığını arttırarak olageldi, adeta benimle büyüdü ve bugünlere ulaştık birlikte. Anımsadığım en uç anılarımda bile mor, sabit kalemlerle duvarlara, yerlere, tahla iskemle arkalarına, gazete bordürlerine çiziliveren figürler var.

Resimle içiçe yaşamak pek de kolay değil elbette. Uzaktan bakıldığında farkedilemeyecek ölçüde özveri istiyor. Bundan, sizle birlikle yakın çevreniz de etkileniyor ister istemez. Eşinizden, çocuğunuzdan, mutfağınızdan çalıp, resme veriyorsunuz.

Sergiler, bu büyülü sanatı özel dünyanızın albümünden azad ederek onu sevenlerle paylaşmak için bir araç. Ben bu paylaşımı sizlerle yakalama fırsatı bulacağımdan umutluyum.

La projection; on sait bien que c'est une action de former sur un écran une image réelle d'un cliché, d'un film à l'aide d'un diapositif optique. Ma propre source de lumière, c'est tout ce qui appartient à la vie. Mon écran, ce son mes toiles. Ce que je fais, c'est refléter ma vie, mon impression, tous mes sentiments, la touche du vent à mon front, une tête penchée, le regard triste d'un chien, le corps épuisé d'un petit marchant de galette (simit), le cri d'une mouette, mon environ intime, les vieux que j'observe, la façon de réaction des moeurs et coutumes, l'herbe, la plantation, l'insecte, la fleur (...) sur la toile. Comme chaque branche des beaux-arts, la peinture aussi est un refuge qui protège, embrasse l'être humain dans ce monde exité qui s'industrialise, commercialise à toute vitesse. C'est très impressionnant de recréer les couleurs en harmonisant avec les dessins. C'est une sorte de magie. L'homme imagine toujours d'utiliser cette force magique sur la nature, et avec un bâton magique. Il a toujours voulu la reformer, la convoiter. Voilà d'après moi, c'est la peinture.

Mon rapport avec la peinture a toujours existé comme celui d'alimentation, de protection, de reproduction qui sont tout à fait la base de
la vie. Il s'est reproduit progressivement, on dirait que nous avons grandi ensemble. Même dans mes souvenirs extrêmes que je me rappelle, il y a des figures que j'avais dessiné sur les murs, au dos des chaises en bois, par terre, aux bordures des journaux, partout avec des crayons.

Bien sûr que ce n'est pas facile d'être intime avec la peinture. Si on regarde de loin, on dirait qu'il ne demande pas beaucoup de sacrifice mais bien sûr que cela influence toute votre famille, vos proches, vos environs sans le vouloir.

Vous donnez davantage à la peinture les choses que vous auriez du donner à votre mari, à votre enfant, à votre cuisine.

Les expositions, c'est un moyen de partager cet art magique avec ceux qui l'aime en le libérant de l'album de votre vie privée.

Je crois trouver l'occasion de le partager avec vous.

-o-

SERGİLER

 

1989 Aurec Şatosu St. Etienne Fransa Kişisel
1989 Pertuiset St. Etienne Fransa Kişisel
1989 St. Paul en Cornillon St. Etienne Fransa Kişisel
1991 Sabancı Kültür Sitesi Adana Türkiye Kişisel
1991 İçel Sanat Kulübü Mersin Türkiye Kişisel
1991 XXI. Salon des Arts Cholet Fransa Kişisel
1991 Les Artistes Français 91 Grand-Palais Paris Fransa Karma
1992 Aurec Şatosu St. Etienne Fransa Kişisel
1992 XXII. Salon des Arts Cholet Fransa Karma
1992 Kadıköy Kültür Merkezi İstanbul Türkiye Karma
1992 Les Artistes Français 92 Grand-Palais Paris Fransa Karma
1993 Akbank - Kuzguncuk İstanbul Türkiye Kişisel
1993 Club Europeen des Artistes Avignon Fransa Karma
1993 Türk-İngiliz Kültür Demeği Ankara Türkiye Kişisel
1993 Sıcak Sanat Evi İstanbul Türkiye Kişisel
1994 Club Europeen des Artistes Avignon Fransa Karma
1994 IXXeme Salon de peinture et sculpture de Bourbonne les Bains   Fransa Karma
1994 IV eme Salon des Arts figuratifs de Fanjeaux
(Fanjeaux şehri 2.lik ödülü gümüş madalya)
Fanjeaux Fransa Karma
1994 XXIll. Salon des Arts Cholet Fransa Karma
1996 Vakıfbank - Feneryolu İstanbul Türkiye Kişisel
1997 Türk -İngiliz Kültür Demeği Ankara Türkiye Karma
1997 Dam Galeri Ankara Türkiye Kişisel
1997 XXVlleme Salon des Arts Cholet Fransa Karma
1998 Medienzentrum Dusseldorf Almanya Duo
1998 Bourgogne   Fransa Karma
1999 Atika Ankara Türkiye Kişisel
1999 Dam Galeri Ankara Türkiye Kişisel
2000 Angora House Ankara Türkiye Duo
2001 Ortaköy Kültür Merkezi İstanbul Türkiye Kişisel
2003 Çağdaş Sanatlar Merkezi Ankara Türkiye Kişisel
2003 Anadolu Ajansı Ankara Türkiye Kişisel
2004 Resim ve Heykel Müzesi Ankara Türkiye Karma
2004 İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü İstanbul Türkiye Kişisel